BEATPAZARI

Ah Nana ah…

Mahir Bora KAYIHAN

Emile Zola‘nın klasik eserlerinden biri olan Nana, Artemis etiketiyle yeniden raflarda. Klasiklerin dönem dönem ele alınıp, tekrar basılması elbette çok iyi. Ama, bir eser klasik olunca ve öncesinde birçok çevirisi bulununca dikkat edilmesi geren birçok nokta ortaya çıkıyor. Bunlar arasında ilk dikkat edilesi çeviri. Akabinde de çıkış sırası…

Çeviride başarılı olan Artemis, sıralamada da Rüzgar Gibi Geçti, Anna Karenina sonrasında Nana‘yı yayılmayarak iyi bir seçim yapmış oldu. Ama, kapak tasarımında ne yazık ki, kadın okuyuculara ağırlık verilerek çalışılması hoş olmuyor!

İşin özü;

Biraz erkek okurlarında düşünülmesi, biraz daha sade tasarımlara geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Nitekim, Artemis Yayınları kadınlar kadar erkek okurlarında dikkatini çeken iyi kitaplar yayımlamakta…

Nana‘ya dönersek;

Zola‘nın 20 ciltlik dev romanlar serisi Les Rougon Macquart sonrası en bilinen kitaplarından biri. 19. yüzyıl Fransa‘sında tüm erkelerin aşık olduğu, tüm kadınların onunla yarıştığı bir kadının yaşam hikayesini anlatıyor.

Nana‘nın dünyasıyla henüz tanışmamış olan okurlar, bu klasik ile; Fransa’nın şık caddelerinden arka sokaklarına, kabare dünyasından şaşalı yaşamlara, dize getirilen erkeklerden ihtiraslı aşklara kapsamlı bir yolculuk yapma şansı yakalayabilirler…