RÖPORTAJLAR

“Benim için asıl olan gazetecilik!”

5. Bursa Kitap Fuarı kapsamında dün kitabını imzalayan Erdoğan Aktaş, Âşık Olan Terk Eder’e dair sorularımızı içtenlikle cevapladı.

Mahir Bora KAYIHAN

[dropcap]1967[/dropcap] yılında İstanbul’da dünyaya gelen Aktaş, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fesle Bölümü’nden mezun oldu. Çeşitli gazetelerde polis muhabirliği yapan Aktaş, televizyon haberciliğiyle adından sıkça söz ettirmeye başladı. NTV, Satar TV gibi televizyonlarda görev alan ve halen Posta gazetesinde yazar olan Aktaş’ın ilk romanı Âşık Olan Ter Eder kısa sürede 4. baskısına ulaştı. Tüyap 5. Bursa Kitap Fuarı kapsamında kitabını imzalamaya gelen Aktaş ile samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Âşık Olan Terk Eder’ e ve Aktaş’a dair merak edilenler bu söyleşide…

İki eski dost yıllar sonra bir araya geliyorlar ve birlikte yaşamaya başlıyorlar ve bir birlerine bir söz veriyorlar ‘Âşık Olan Terk Eder’… Sizce bu ne derece imkânlı?

Ben kitabın yazarı olarak bunu savunmuyor ve âşık olan terk etsin demiyorum. Bu, tamamen kitabın bütünlüğü içinde olan bir olay. Benim kitapta daha çok yapmak istediğim hayatı ve ikili ilişkileri sorgulayan, sosyal bir şeyler yazmaktı. Bunu da becerdim zannediyorum. Tabiî ki kitapta tutkulu bir aşk hikâyesi adıyla birlikte ön plana çıkınca, son dönem aşk romanları arasındaki yerini alıyor. Yoksa ben hayatın gerçeklerine dair bir şey yazdığımı düşünüyorum.

Kitabın yazım sürecinde gazeteci kişiliğiniz ne kadar etkili oldu?

Çok etkili oldu. Aşk sosyal bir kavram olarak düşünülebilinir. Ben gazeteciliğe polis muhabirliğinden başladım ve bu durumun bana çok fazla tecrübe kazandırdığını düşünüyorum. Çevreyi tanımak, insanları tanımak, ilişkileri tanımak açısından polis muhabirliği çok şeyler kazandırdı bana. Ve bu kazandıklarım kitaba yansıdı.

Bir dönem öykülerin, bir dönem şiirlerin derken bir dönemde romanların atağa geçtiği zamanlar oldu. Bu süreci dönemsel olarak ayırıyor musunuz ve ülkemizdeki romanın yükselişini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadece edebiyat olsun diye değil, insanları iyi anlatan, kavrayan ve okuyucuya dokunabilen yazarlar çıktı. Bu yazarlar günlük gazete köşelerindeki yazılarıyla da kulvarlarını destekledikleri için, insanlara daha kolay ulaştılar. İnternetin sağladığı kolaylıkla okurda önceden inceleme ve seçici olma şansını değerlendirdi. Ben dönem dönem ayırmaya pek inanmıyorum. Ama iyi olan her zaman karşılığını bulur.

Şiirler, öyküler, denemeler ile roman sürecine geçen yazarlarımız çoğunlukta. Siz direk bir roman ile edebiyat yaşamınızı başlattınız. Diğer edebi tarzlara yönelik çalışmalarınız olacak mı yoksa sadece romanlarınızı mı okuyacağız?

Aslında ben diğer tarzlara da el atmak isterim ama benim için asıl olan gazetecilik. Aynı zamanda Posta gazetesinde de yazı yazıyorum. Ben Türkiye’de olup biten birtakım şeyleri yazı diliyle anlatmayı seviyorum. Bu roman tarzında olur ya da başka bir tarzda olur bilemem ama kişisel olarak roman okumayı ve onunla ilgilenmeyi çok seviyorum.

Bursalı okuyucular ve fuar hakkında neler düşünüyorsunuz?

Ben Bursa’yı çok seviyorum. Üniversitesiyle, insanların okuma oranıyla, sanayisinin çok gelişmiş olmasıyla bir bütün olarak Bursa’yı çok seviyorum. Buradaki kültürel tüketim iletişimi de beraberinde getiriyor. Mesela başka şerhlerde de yerel basın var ama Bursa’daki kadar etkili değil. Bursa, her açıdan çok şey kapsayan önemli bir şehir.

Kitabını henüz okumayanlar için sizin tanıtmanız gerekse, nasıl tanıtırdınız?

Hayatın teorisiyle grafiği tirmison kâğıdına benziyor. Bende kitabımda onu anlatmaya çalıştım. Zevkli bir söyleşi oldu, teşekkür ederim.

Bu röportaj 11 Mart 2007 tarihli Olay gazetesinde yer almıştır.

Mahir Bora Kayıhan

1997 yılından beri basın sektörünün birçok iş dalında görev aldım. Daha çok dergicilik konusunda görev aldığım sektöre 2014 yılından beri grafiker olarak da hizmet ediyorum. Üretmeyi, ürettiğini paylaşmayı seven biriyim. Çevremde bana “fikir adamı” derler, iyi bir fikrin tüm hatalarıyla sahiplenilip büyütülmesinden yanayım. Fikirleri severim…

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıklayın