RÖPORTAJLAR

“Erkeklerin yalnızlığını anlattım”

Cezmi Ersöz’ün ‘Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk’ adlı son kitabı, bir oyun. Ersöz, kitabında erkeklerin yalnızlığını anlattığını söylüyor.

Mahir Bora KAYIHAN

[dropcap]O[/dropcap]cak ayında Tekin yayınlarından çıkan son kitabı ‘Kendi kendine Konuşmaktır Aşk’ı imzalayan Ersöz, bayan okuyucularının yoğun ilgisiyle karşılaşarak eski kitaplarını da imzaladı. Leman Dergisi standında imza veren yazar, sorularımızı samimiyetle cevaplayarak, kitabı hakkındaki merak edilenleri açıkladı.

Bir oyun kitabı olarak kaleme aldığınız ‘Kendi kendine Konuşmaktır Aşk’ diğer kitaplarınızdan ne kadar farklı?

Bir gece boyunca geçen bir oyun ‘Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk’. Fakat roman tadı veren, öykü tadı veren, edebi aynı çok kuvvetli bir kitap. Daha önceki kitaplarımdan çok farklı, tüm gece içinde geçiyor, aksiyonları çok farklı, bir hesaplaşma.

Bir tür iç hesaplaşma diyebilir miyiz?

Evet, iç hesaplaşma. Bir erkeğin beklediği, gelmesini çok istediği sevgilisinin bir türlü gelmeyişi üzerine kurulu. Sürprizleri olan bir oyun. Ben ilk defa bir oyun kitabı yazdım. Fakat oyun kitabından çok, diyalog kitabı olarak okunacak. Benim yazılarımda, öykülerimde, denemelerimde çok fazla aksiyon yoktur. Hep içsel yolculuklar yapılmıştır, sembollerle anlatılmıştır, edebi yönü ağırdır. Ama yeni kitabımda dış aksiyonlar, gündelik küçük ayrıntılar ön planda. Komik yanlarda var ama trajikomik.

Beklenen ve gelmeyen sevgili, kitaplarınızda çok kullandığınız bir konu. Son kitabınızda da durum böyle. Yazın serüveninizi bekleyiş içinde kalarak mı sürdürüyorsunuz?

Bekleyişin sonu yok. Belki son kitaptaki bekleyiş bitecek ama ileride yeni bekleyişler olacak. Hayatımız hep bir bekleyiş üzerine, hayal kırıklığına uğratmayacak o insanı bulana kadar. Bekleyişin sonu geldiği zaman romancı yada öykücü serüvenini bitirir. Bekleyiş olmalı bence.

Sizi Gendaş’tan okumaya çok alışmıştık. Tekin Yayınları’na geçişinizin nedeni nedir?

Benim en verimli dönemlerimden biri Gendaş’ta geçti. Çok güzel bir dostluğumuz var ve halen sürüyor. Fakat son yıllarda, özellikle son iki yılda, kültür kitapçılığını azar azar bitirmek zorunda kaldı ve ders kitapçılığına yöneldi. Çok güvendiğim editör kadrosu ayrıldı. Pazarlama kadrosu ayrıldı. Büyük bir kan kaybı yaşadı. Kültür yayınları yerine ders kitapları çıkarmaya başlayınca da benim artık arada kalmam mümkün değildi. Güçlü ve saygın, Türkiye’nin eski yayınevlerinden biri olan Tekin ile anlaştım. Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Uğur Mumcu gibi çok saygın isimleri barındırmış bir yayınevi Tekin. Dürüstlüğü ve saygınlığından dolayı benim için ilk plandaydı.

Kitaplarınız arasında ‘yeri özel’ olanlar var mı?

Hepsi değişik dönemlerimin, değişik kitapları olarak hayatımın bir parçası. Hepsinin yeri özel ama en özel olan kitabım, düşünülen gibi ‘Şizofren Aşka Mektuplar’ değil. ‘Yine Seninle Geldi Hayat’tır.

Bursa Leman Kültür’ün işletmesini hangi sebeplerden dolayı kabul etiniz? Sizin gibi yoğun imza günlerine katılan bir yazar için zor olmayacak mı?

Bursa benim çok sevdiğim bir kent. Kültür ve sanata da çok sıcak. Tarihi dokusu beni çok etkiler. Bursa’da yaşayan arkadaşlar açalım dediler. Benim açıkçası hiç aklımda yoktu, düşündüm ve hoşuma gitti. Bursa kenti için gerekli olduğunu düşünerek açtık Leman Kültür’’. Bir yıl kadar önce çalışmalarına başlandı ve eski bir Bursa konağının işletmesini aldık. 3-4 ay kadar dekorasyonu sürdü. 3-4 kuşağı yetiştiren Leman dergisinin karakterlerinin süslediği bir dekorasyon düşünüldü. Aralık ayından bu yana faaliyetini sürdürüyor. Hedef olarak her ay 3-4 yazarı imza günü için getiriyoruz, şiir dinletileri yapılıyor.

Sanırım bundan sonra size Bursalı diyebileceğiz?

Evet, evet… Belki ileride tamamen bile gelebilirim. Mudanya’yı çok beğeniyorum, oraya yerleşebilirim.

Son olarak sormak istediğim kitabın erkek kahraman üzerine kurgulanması. Bu ayrıcada sizin için bir ilk oldu değil mi?

Evet, kitabım bir erkek kahraman üzerine kuru. Bu açıdan diğer kitaplardan farklı. Diğerleri hep kadınlar üzerine kuruluydu. Bu sefer erkek yalnızlığını anlatıyorum. Ama yine daha çok kadınların okuyacağına eminim.

Bu röportaj 14 Mart 2007 tarihli Olay gazetesinde yer almıştır.

Mahir Bora Kayıhan

1997 yılından beri basın sektörünün birçok iş dalında görev aldım. Daha çok dergicilik konusunda görev aldığım sektöre 2014 yılından beri grafiker olarak da hizmet ediyorum. Üretmeyi, ürettiğini paylaşmayı seven biriyim. Çevremde bana “fikir adamı” derler, iyi bir fikrin tüm hatalarıyla sahiplenilip büyütülmesinden yanayım. Fikirleri severim…

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıklayın