Cuma , 24 Kasım 2017
Anasayfa » GENEL » Boğaziçi’nden Nil kıyılarına: Osmanlı’nın son hizmetkârları

Boğaziçi’nden Nil kıyılarına: Osmanlı’nın son hizmetkârları

Yakın tarihimize farklı bir açıdan bakan “Bir Aile Üç Asır” son Osmanlı dönemine özel bir pencereden bakmanızı sağlayan nitelikli bir kitap…

Mahir Bora Kayıhan

Anı dizisine bir yeni kitap daha ekleyen Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, ‘Bir Aile Üç Asır’ adlı kitap ile son Osmanlı dönemine hizmetkârların penceresinden bakarak, farklı bir çizgi çiziyor. Emine Fuat Tugay’ın İngilizce olarak yayımlanan kitabının 50. Yılında dilimize kazandırılmış olmasını sevinçle mi karşılarsınız yoksa bu gecikme için hayıflanır mısınız orasını bilemem, ama ben hayıflananlardanım… Tugay’ın bir Osmanlı paşası ile Mısır hanedanına mensup bir prensesin evliğiyle kurulan ailesinin üç yüzyıla yayılan tarihini anlattığı kitap, İstanbul’un paşa konaklarındaki gündelik hayattan Yıldız’ın ve Kahire’nin saray protokollerine, Meşrutiyet ve 31 Mart Vakası’ndan Mısır’ın saray siyasetine, harem hikâyelerinden Boğaziçi yalılarıyla Nil boyu saraylarına rengârenk bir Osmanlı dünyası sunuyor.

Sadece dönemin siyasi çizgisini değil, sofra adetlerinden yemek tariflerine, komşuluk anlayışlarından aile içi ilişkilere değil “özel hayata ilişkin” detaylarında yer aldığı kitap 180’i aşkın fotoğrafla sunularak, anlatılanları görsel olarak da destekliyor.

Yakın tarihimize ilgi duyanlardansanız bu kitap arşiviniz için güzel bir seçim olabilir…

Yangın Var!

İstanbul’un hem şehirdeki hem sayfiyedeki evlerinin çoğu ahşap olduğundan çok sık yangın çıkardı. Ucu demirli değneklerini kaldırım taşlarına vurarak yürüyen gece bekçilerinin sık sık semtin adını da vererek, “Yangın var!” diye bağırdığı duyulurdu. Bu tuhaf âdeti kendi sokağımızda yangın çıkana kadar eğlenceli bulurdum. Mahallemizdeki boş duran bir eve bir gün önce giren bekçisi mangalı yanar bırakmış. Muhtemelen bir kıvılcımın sebep olduğu yangın ancak sabahleyin, evin damından birdenbire simsiyah dumanlar yükselince fark edilmişti. Alevler kısa sürede bitişiğindeki ahşap evi de yalamaya başladı. (…)

Şiddetli lodosun savurduğu alevler hızla evden eve yayılınca, itfaiyenin bütün gayretine rağmen, dört saatte en az seksen ev yanıp kül oldu. Evsiz kalanlar bizim bahçeye sığındılar, annemin talimatıyla kendilerine yiyecek verildi. Yangınzedeler zamanla akrabaları veya arkadaşlarında barınacak yer bulup gidene kadar annem onları rahat ettirmek için ne mümkünse yaptı. Ben ise hiç yardım etmediğimi söylemeye utanıyorum. En üst katta bir pencerenin içinde kıvrılmış, gözlerimi alevlerin güzelliğinden ayıramıyordum. Sıcaktan yılmayarak, kıvılcımların dev havai fişekler gibi sevruluşunu ve içi kızıl hareli yoğun dumanın bir canavar gibi kıvrılıp bükülerek evleri yalayıp yutmasını seyrettim… Kitaptan

Bir Aile Üç Asır / Emine Fuat Tugay / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Çeviren: Şeniz Türkömer / 535 sayfa / 2014

Bir-Aile-Üç-Asır
Hıdiv İsmail Paşa’nın kızlarından, mücevher sevgisiyle tanınan Prenses Fatma, bu fotoğrafta görülen ve tepeden tırnağa tüm kıyafetini kaplayan elmaslarını, Kahire Üniversitesi’nin kurulması için bağışlamıştı.

detay

Yazar (en solda) annesi Prenses Nimetullah, babası Mahmut Muhtar Paşa ve kardeşleriyle 1900’lü yılların başlarında

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir