Çarşamba , 18 Ekim 2017
Anasayfa » GENEL » Röportaj: İsa Dal
isa_dal2

Röportaj: İsa Dal

Tekstil işçisi ailenin çocuğu iken tekstil patronluğuna giden yolda İsa Dal’ın birikimlerini kaleme aldığı “Başkanın seyir Defteri” adlı kitabından konuştuk. Uçma tutkusu ile de öne çıkan İsa Dal’dan uçmak isteyenler için de birçok tecrübe kitapta yer almaktadır. Sizler için biz sorduk, İsa Dal cevapladı.

  • İsa Bey merhaba. Okuyucularımız için önce sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Biyografinizi okudum çok fazla yapılan başarılan işler var lakin İsa Dal’ın gözünden sizi tanımak isteriz.

Ben kendimi içi dışı bir bir insan olarak görüyorum. Samimiyet, dürüstlük ve sözünün arkasında durmanın, temel ilkelerim olduğunu söyleyebilirim. Her zaman güvenilir ve istikrarlı bir yol çizmek, benim yaşam ilkem oldu.

  • Kitabınızı “Başkanın Seyir defteri” adı altında yayınladınız. Halbuki sanki kaptanın Seyir Defteri gibi bir çok konuda fikirleriniz ile okuyucuya yol gösteriyorsunuz? Okurken sanki bir kaptanın gemisinin bıraktığı su izinde yolculuk eder gibiydim. Kitabınızla neleri okuyucuya neleri vermeye çalıştınız?

Kitabımda paylaştıklarım, bizzat benim yaşamımdan alıntılardır. Her bir yazı ve satır araları, bizzat o anı yaşamamın ardından sıcağı sıcağına yazılmıştır. Umarım kitabımın yine satır aralarından, okurlarım kendilerinden de bir deneyim bulabileceklerdir.  Yılın 6 ayını yurt içi ve yurt dışında seyahatlerde geçiriyorum. Dünyanın birçok ülkesinde bulundum ve binlerce insanlarla sürekli etkileşim halinde oldum. Bu da haliyle benim deneyim hazinemde yer edinirken, bunları kaleme almamın en önemli amacı, belki bir yerde birilerine ilham olmaktı. Bu nedenle ben kendimi “ilham avcısı” olarak tanımlıyorum.

  • Hem tekstil hem de uçma ile alakalı bir çok anınız ve fikirleriniz kitapta yer aldığını görüyoruz. Tekstil sizin için tutku iken uçma tutkusu nereden nasıl başladı sizin için?

Tekstil ile 6 yaşımdan beri iç içe bir yaşam sürüyorum. Ailem de tekstil işçisiydi. Tekstilin tozunu yutarak büyüdüm. Hayatımı ve geçimimi tekstile borçluyum.

Uçma ise apayrı bir tutku. Kendimi bildim bileli rüyalarımda hep uçmuşumdur. Nihayetinde 1996 yılında eşimle birlikte Fethiye Ölüdeniz de uçan yamaç paraşütlerini görünce, benim de bir parçamın gökyüzünde olduğunu anladım. Maddi imkansızlıklar ve zaman sorunundan dolayı bu spora 2000 yılında başlayabildim. Eşimde yamaç paraşütü eğitimi aldı ve birlikte uçtuk. Türkiye de ve dünyanın birçok ülkesinde serbest uçuşlar yaptım ve yarışmalara katıldım. Ben çalışırken tekstilci, uçarken pilot, bisiklet üzerinde ise bisikletçi oldum ve her yaptığım işi bu bilinçle ciddiye alarak, adeta bir parçam gibi gördüm. Benim için dinlenmek, bir önceki gün yaptığım işten tamamen farklı bir iş yapmak anlamına geldi hep.

  • Her yazar yazdığı her mısraları severek yazar. Sizin için özel anlamı olan bir yazınız var mı? Kitabın için de. Var ise bu özel anlamı okuyucularla paylaşır mısınız?

Kuşkusuz kitabımda yer alan bir çok yazı başlığı, kendi içinde apayrı deneyimler içeriyor ve belki de derin travmaların izini taşıyor. Bu soru sorulduğunda ilk aklıma gelen daima “Kanlı Tekstil” olmuştur. Bunun sebebi ise, aslında bir zincirleme etkiden oluşuyor. Bir dönem Türkiye de, yerli üretimi koruma amaçlı çıkartılan anti-damping yasası öncesi, Bangladeş malı tekstil ürünleri yok pahasına satılıyordu. Bu ürünleri satın alırken, hiç bunun ardında yaşanan trajik hikayeler aklımıza gelmezdi. Bangladeş in başkenti Dakar’da bulunan Rana Plaza üretim merkezinde yaşananlar, bir anlamda bu trajedinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu nedenle tüketici bilinci çok önemli. Diğer ürünlere göre ucuz olan bir ürünün, neden bu kadar ucuza satıldığını sorgulamanın bir insani görev olduğunu bu trajik hikayeyi öğrendiğinizde daha iyi anlıyorsunuz. Etiketin altında emek sömürüsü, acı ve kan olduğunu görüyorsunuz.

isa_dal

  • Ülkenin şu an ki ekonomik vardığı noktadan tekstil sektörü memnun mudur? Yada sektör olarak beklentilerin neler olduğunu da sizi tanıyan tekstil ile uğraşan okuyucularımız sormamızı isteyecektir. Tekstilci okuyucularımız için tavsiyeleriniz, önerileriniz var mı?

Türkiye’de tekstil bir dönem gözden çıkarılmış bir sektör olarak lanse edildi. Oysa ki milyonlarca insan bu sektörden ekmeğini kazanıyordu. Atalarımızdan bize miras kalan tekstil geleneği bir anda silinmek istedi. Ardından tüm sektörlerde belirli dönemlerde krizler yaşanırken, tekstilde yaşanan krizler nedense daha öne çıkmaya başladı. Bunun nedeni ise, tekstil sektörünün halen popülerliğini korumasıydı. Bu asılsız ve gereksiz haberlerden dolayı sektör çalışanları hızla farklı sektörlere geçiş yaptılar. Aileleri çocuklarını farklı sektörlere yönelik eğitim almaları yönünde telkinde bulundular. Maalesef bunun sonucu olarak, tekstil sektörü kalifiye eleman sorunu yaşadı ve farklı sektörlere yönelik eğitim alan gençler işsiz kaldı. Tekstil bugün halen Türkiye’nin lokomotifi olmaya devam ediyor. Tekstil eğitimini tercih eden gençler işsiz değil ve bugün geleceğe daha ümitle bakıyorlar. Ben ve derneğim, bugüne de binlerce genç ile kariyer programlarında bir araya geldik. Meslek liselerinden, meslek yüksekokullarına ve mühendislik fakültelerine kadar, bugün tekstil eğitimi almış hiçbir gencimizin işsiz kalma olasılığı görünmüyor. Bunu ben en azından kendi kentim olan Denizli için gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Bu anlamda vicdanen kendimi çok mutlu ve mesut hissediyorum.

  • Şimdi tekstilciler için sorduğumuz soruyu uçmaya gönül vermiş kişiler için de sormak isteriz. Yamaç Paraşütü’nün ülkemizde ki geçmişi malum, bundan sonra daha aktif, bu sporu Dünya geneline yaymak için neler yapmak lazım. Birde yeni bu spora gönül vermiş okuyucularımıza neler tavsiye edersiniz.

Türkiye coğrafi olarak dağlık arazilere sahip, Türkiye bu anlamda adeta büyük bir İsviçre gibi. Ancak sezon itibariyle İsviçre den çok daha şanslı ve mevsimsel itibariyle daha fazla uçuşa imkan veriyor. Ülkemizde on binlerce pilot yetişti. Dünyanın en iyi uçuş parkurlarına sahibiz. Her anlamda bu spor için Türkiye ideal bir cennet. Bunun en iyi örneğini Fethiye Ölüdeniz de görebilirsiniz. Yamaç paraşütü sporu bana göre birçok spordan daha güvenli. Havacılık sporunun kesin kuralları vardır. Bu kurallar çerçevesinden hareket ettiğiniz müddetçe, bir halı sahada yaşayacağınız kaza riskinden, çok daha az kaza riski taşımaktadır. Medya açısından renkli bir spor olmasından dolayı, daha çok kazaları ile basına taşınmıştır. Oysa gerçekte durum bambaşkadır. Lisanslı eğitmenler tarafından eğitildiğiniz ve eğitiminiz doğrultusunda kurallara uyduğunuz takdirde eşsiz keyif sunan ender bir spor dalıdır.

  • Adettendir bizde soralım. Son eklemek istediğiniz bir şeyler söylemek istediğiniz var mıdır?

Bu kitabın basımına karar verdiğimde amacım, deneyimlerimle benzer çizgide yürüdüğüm kişilere ve özellikle gençlere ilham olabilmekti. Kitabımdan herhangi bir gelir elde etme amacıyla ve dolayısıyla bir ticari kaygı ile yola çıkmadım. Bu kitaptan elde edilecek gelirin tamamı, özellikle eğitime muhtaç meslek lisesinde okuyan gençlerimize güzel bir gelecek hazırlamak amacıyla harcanacaktır.  Burada bir anekdotumu belki yineleyeceğim. 6 Mart, Dünya Türk Havlu ve Bornoz gününün ikincisi kutladığımı 2013 yılında, Pamukkale de 1.000 gencimize bornoz giydirmiştik. Burada bornoz kolilerini açarken, meslek lisesinden gelen gençlerimizden kalem istediğimizde, hepsi birer bıçak çıkarmıştı. Oysa bu gençler yanlarında kalem taşımalıydılar, bıçak değil.

Tek amacım, ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz gençlerimizin yollarını aydınlatmak ve onlarında gelişmiş ülkelerdeki akranları ile aynı şartlarda bir yaşam kalitesini yakalamalarıdır. Ulaşabildiğimiz, dokunabildiğimiz her bir genç, ülkemizin geleceğinin sigortasıdır.

isa_dal_kapak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>