Cuma , 24 Kasım 2017
Anasayfa » YAZARLAR » Mahir Bora Kayıhan » Sosyal Medyayı Yasaklasak da mı Kurtulsak / Kullansak da mı Kazansak!?

Sosyal Medyayı Yasaklasak da mı Kurtulsak / Kullansak da mı Kazansak!?

2015 Haziran ayı sadece yaz ayı olduğu için değil, seçim ayı olduğu için de oldukça sıcak geçecek. Milletin vekili olmak isteyenler kalburdan geçti ve bir kısmı “kalburüstü” olarak yollarına devam etme şansı kazandı. Sağımız solumuz seçim, önümüz arkamız aday… Hal böyle iken, her aklı fikri gelişmiş insan gibi bizlerin, yani gazetecilerinde aklına seçimler ve yasaklar geliyor! Mesela; sosyal medya yasakları! Mesela, seçim süresince sosyal medyanın etinden sütünden yararlanmak! Yani kısacası; şu sosyal medyayı yasaklasak da mı kurtulsak, kullansak da mı kazansak ikileminde olan siyasilere bir “zafer öyküsü” hatırlatayım dedim…

2008 seçimlerine kadar geri gidelim ve Barack Obama’nın neler yaptığına, sosyal medyayı nasıl kullandığına bir bakalım.

Seçimlere katılma kararı alır-almaz hedef kitlesi listesinin ilk sırasına genç seçmenleri yazan Obama, onlara ulaşmak için teknolojiyi, teknolojinin getirisi sosyal medyayı kullandı. Çünkü gençler basılı medyadan uzak, sosyal medyanın tam ortasındaydılar. Gözün gördüğünü aklın kullanmaması olmazdı, olmadı da!

Obama hemen bir sosyal medya takımı kurdu. Öyle basit bir takım da değil. En tanınanlardan, en iyilerden büyük bir sosyal medya takımı kurarak istediği büyük sosyal medya ağını örmeye başladı. Mark Zuckerberg ile birlikte Facebook’u kuran 1983 doğumlu Chris Hughes, seçim boyunca Obama’nın sağ kolu oldu. Ve bu uğurda işinden, Facebook’tan ayrıldı!

İlk yaptığı iş barackobama.com’u düzeltmek ve mybarackobama.com’u yayına sokmak oldu. Siteleri Facebook tarzı bir sosyal ağa çevirip, kullanıcıların kendi bloglarını yaratmasına, yani siteyi kişiselleştirmesine izin verdi.

Kim sevmez kendine ait olanı?
Kullanıcıların kendine ait sayfalar oluşturduğu, paylaşımlar yapabildiği, gruplar kurup buluşmalar planlayabildiği site kısa sürede Amerikalı gençlerin favorisi oldu. Genç seçmenler bir anda kendilerini siyasetin göbeğinde bularak, önemsendikleri lider adayını önemsemeye başladılar.

Obama, site ve e-mail dışında SMS ile de gençlere kendini sık sık hatırlatı, gençlerin seçim sürecinden kopmamalarını sağladı. Konuyla daha ilgili olan takipçilere özelden ulaşarak blog yazmaları konusunda destekleyen (ücretli) Obama ekibi, halka halktan hitap etme yöntemini de bulmuş oldu.

Kendi yarattıkları sosyal ağın yanı sıra Facebook, Twitter ve diğer sosyal ağları da çok etkin bir şekilde kullanan ekibe, ekipten olmayan destekler de gelmeye başladı. Örneğin; bir Obama gönüllüsünün Myspace’de 160.000 kişilik bir arkadaş grubu yaratması gibi…

Seçmene viral viral yaklaşmak!
Obama seçim kampanyası süresince viral reklamı da çok iyi kavrayıp ekibine en üst düzeyde uygulattı. “Super Obama Girl” isimli bir video dizisi oluşturuldu. Bu videonun 5. bölümü, sadece YouTube’da 15 milyon kere izlendi. Kampanyanın Advergaming tarafı da unutulmadı. X-box için “Race to White House” (Beyaz Saray Yarışı) isimli bir oyun yaratıldı ve buna benzer diğer web tabanlı oyunlar ile gençlerin ilgisi kampanyaya çekildi.

Haydi, bütün eller cebe!
Genç seçmenlerin sosyal medya ilgisinin ne kadar ciddi bir boyutta olduğunu ölçmek için düşünülen ve hiç akla gelmeyen bir sonuç doğuran “bağış butonu” uygulaması ise seçim kampanyasının unutulmaz adımlarından biri oldu. Sitelere eklenen butonlar ile bağış yapan gençler, seçim zamanı oy verecek olan gençler demekti. Bu küçük bağışlar, seçim anketi görevini aşınca, gelmiş geçmiş en büyük seçim bağışı toplandı. Gençler testi geçmiş, Obama zaferini seçim yapılmadan ilan etmişti…

2008 çok da uzak bir tarih değil! 2008’de gerçekleşen kampanyadan öğrenilecek çok şey var. “Sıkıldık kapatalım, lazım olunca yine açarız” diyen zihniyete en güzel cevap, yeni adayların sosyal medyayı inceleyip, seçim kampanyalarında doğru kullanmaları olacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir