GENEL RÖPORTAJLAR

Popüler olan tarih mi? Tarih konuşmak mı?

Diziler aracılığı ile tarihimizi yeniden keşfettiğimiz, konuşur olduğumuz bir dönemdeyiz. Otobüsten çay bahçesine, kabul günlerinden bir nefeslik zamanlara tarihi sıkıştırır, inceler olduk. Peki, Türkiye’de popüler olan tarih konuşmak mı, yoksa “popüler tarih” mi?

Röportaj – Fotoğraflar: Mahir Bora KAYIHAN

Muhteşem Yüzyıl adlı televizyon dizisinde Şehzade Mustafa’nın ölüm anının yayınlanmasıyla “popüler tarih”e ilgi iyice arttı. “Tarihin Arka Odası” adlı televizyon programında Pelin Batu’nun, “Ermenilerin de acılarını anlayabilmekten” söz etmesinden bu yana sakin adımlarla ilerleyen “popüler tarih” tabiri caiz ise adeta hortladı.
B7 olarak bir bilene soralım, popüler tarihi doğru şekilde yansıtalım istedik ve  2002 yılına kadar devlet il kütüphanelerinde müdür olarak görev yapan Nezaket Özdemir’in kapısını çaldık.
Anadolu Üniversitesi Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi, Kütüphanecilik Bölümü mezunu olan Özdemir 20 yıldır Bursa’da yaşıyor. Emekli olduktan sonra, Bursa’da kalmaya devam eden Özdemir bu durumu, “Bursa’ya duyduğum ilgi ve bu kentte kendimi mutlu hissetmem” sözleriyle açıklıyor. Kent tarihçiliği, kent bibliyografyacılığı, kent araştırmacılığı ve şehir belgeliklerinin kurulması ve yaygınlaştırılması konusunda harcadığı çabaların yanı sıra Bursa için yazılmış seyahatnameleri günümüz diline kazandıran Özdemir, kent kütüphanesine çok özel bir katkı sağlıyor.

Tarih dizileriyle birlikte gençlerin tarihe olan ilgisi arttı ve derin araştırmalar içine girilmeden, oldukça yüzeysel bir şekilde “popüler tarih” adı altında pek konuşulur oldu. Bu nedenle tarihle başlayalım istiyorum. Sizce tarih nedir?
Yaşadığımız gün, yarın tarih oluyor, temelde bu kadar basit. Diğer yönden, bilimsel bir uzmanlık alanı. İlber Ortaylı hoca çok doğru bir yaklaşımla, “Tarih hiç kimsenin mühimmat deposu değil” diyor. Yani dalıp, işinize yarayanı, işinize geldiğiniz gibi yorumlayacağınız bir olay değil, tarih. Olayları doğru zeminde değerlendirmek lazım. Bakın Atatürk ne diyor; “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar zordur… Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtan bir hal alır.” Bu nedenle dürüst ve titiz olmak çok önemli.

nezaket özdemir (2)

Peki, popüler tarihin farkı ne?
Popüler, sözcük olarak, insanların ilgisine bağlı olarak bir şekilde, bir şeyin ön plana çıkması. İlginç bulunması, güncel olması gibi bir şey. Tarihte de bunu yaşıyoruz. Ama tarih araştırmacılığı ile popüler tarih arasındaki fark nedir derseniz, bence şöyle bir yorum yapabiliriz. Tarih araştırmaları, olayların neden ve sonuçlarını belgelere dayalı olarak saptamaya, olayların iç yüzünü açıklamaya, arka planı görmeye ve göstermeye çalışır. Popüler tarihin ise böyle bir iddiası yok. Popüler tarih, araştırmacıların ortaya koyduğu tarihi gerçekleri, çarpıcı başlıklar, okuyucuya ilginç gelecek, daha gündelik, kolay okunur, herkesin anlayacağı bir üslupla harmanlayarak sunmak. Günümüzde yaygın olan popüler tarih dergilerinde bunu görüyoruz. Bu tür dergilerin, okuyucusu çok. Resimlerle, gravürlerle, minyatürlerle desteklenmiş kolay okunur yazılar. Mesela Murat Bardakçı, Soner Yalçın, Ergun Hiçyılmaz bunu çok güzel yapıyorlar. Hatta gazetelerde yapıyorlar.

Bursa’ya popüler tarih açısından bakarsak, neler söylersiniz?
Bursa’da bir üniversite var. Tarih bilimine emek veren çok değerli hocalarımız ve çok değerli çalışmaları var. Tabii bunların içinde uzmanlık alanı olarak Bursa’yı seçenler var. Mesela arkeolog Prof. Dr. Mustafa Şahin, ya da ilahiyatçı Prof. Dr. Mustafa Kara veya tarihçi Prof. Dr. Nurcan Abacı. İsimleri hemen aklıma geliverenler. Şimdi burada kimi anmasak ayıp olacak, hoş görülsün. Sonuç olarak, birçok hocamız Bursa’da çalışıyor, demek istediğim bu. Hocalarımızın Bursa üzerine akademik çalışmaları var. Uzmanlık alanına göre, literatüre uygun terimler, onlarca dipnot, uzun kaynakçalar, akademik dil ve üslubu olan, sokaktaki adamın okuyup anlamakta biraz sıkıntı çekeceği çalışmalar.

nezaket özdemir (3)

Saydığınız bu isimler dili kolay anlaşılır kılmak için neler yapıyorlar?
Akademik dil ve üsluptan uzaklaşıyorlar. Bursa ile ilgili bir konuyu, mesela Doç. Dr. Hüseyin Mevsim’den bir örnek verelim. “Kiril Alfabesi Uludağ’dan Doğdu” diye bir başlıkla, herkesin rahatça okuyup anlayabileceği, gündelik bir dille, popüler bir makale yazdı. Bu aslında bilimsel bir tezdir, bilimsel dayanakları vardır. Ama olaya böyle bir makalenin penceresinden bakınca, sanki bir haber gibi de düşünülebilir. Bursa’da bu tür içerik taşıyan çok başarılı yerel dergiler var. Başlıklar çarpıcı, resimlerle desteklenmiş, ilginç konular işlenebiliyor. Tabii diğer yönden popüler tarih derken işi sulandırmamak lazım.

Sizin de Bursa tarihi ile ilgili çalışmalarınız var, onları nereye oturtuyorsunuz? Salt tarih mi, popüler tarih mi?
Ben amatör bir yerel tarih araştırmacısıyım. Asıl mesleğim, kütüphanecilik. İddialı olduğum konu da Bursa üzerine hazırladığım kaynakça, benim asıl uzmanlık alanım. Kaynakçam, 2011 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından basıldı. Bursa üzerine yazılmış, 10.000’nin üzerinde kitap, akademik yayın ve makaleden oluşan bir veri tabanı da denilebilir. 1070 sayfa, akıllı işi değil ama diğer yandan Türkiye’de hazırlanmış en geniş kapsamlı kent bibliyografyasıdır. Amacım, bu çalışmayı dijital ortamda araştırmacıların hizmetine açmak. Buradan, konuyu sizin sorunuza bağlamak istiyorum. Elinizde, Bursa üzerine böyle bir veri tabanı olunca, neyin yapılmadığını, hangi konuların araştırılmadığını görüyorsunuz. Eğer beyninizde de bir merak böceği geziniyorsa, başlıyorsunuz araştırmaya. Boşluk doldurmak yani, çalışmalarım ancak bir farkındalık yaratmak çabası olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle popüler tarih diyebiliriz.

nezaket özdemir (4)

Çalışmalarınızı hazırlarken zorlandığınız zamanlar oluyor mu?
Çok, çünkü uzman değilim. Profesyonel araştırmacılar, ya da akademisyenler belli bir konuda uzmanlaşıyor ve o konuda yoğunlaşıyorlar. Yani konuyu araştırmaya belli bir bilgi alt yapısı ile başlıyorlar. Buna karşılık siz amatör olarak her araştırdığınız konuya sıfırdan başlıyorsunuz. Neyin ne olduğunu önce kendiniz anlamalısınız. Ama kütüphaneci olarak bilgiye nasıl ulaşılacağını bilmek gibi bir avantajım var. Üstelik kütüphane ve arşiv çalışanları benim meslektaşlarım. Bunun bana çok katkısı olduğunu söylemeliyim.

Sanırım bu sevmekle ilgili bir durum…
Kesinlikle. Samimi olarak söylüyorum ki, yerel tarih çalışmalarını seviyorum. Sonuçta yaşadığınız kenti tanıma, anlama, keşfetme çabası. Kenti tanıdıkça, mekânlar sizin için daha bir anlam kazanıyor. Tophane’de kahvenizi yudumlarken, Bey Sarayı’nın temelleri üzerinde oturduğunuzu düşünür müsünüz? Ya da aynı yerden gördüğünüz doğal gaz çevrim santralı bacalarına, yaşadığımız boğucu sıcakların sebebi, diye kızgınlıkla bakmak gibi bir şey.

nezaket özdemir (5)

Sonuçta Bursa’yı, Bursalılardan daha iyi tanıyorsunuz, diyebilir miyiz?
Bu çok iddialı, Bursa’yı seviyorum demek daha iyi olur. Bursa’ya dünyanın herhangi bir coğrafi noktası olarak bakarsak, dünyada ne varsa, hangi bilgi, hangi olgu varsa Bursa’da da var. Yani bütün bilgi disiplinlerinin Bursa penceresi var. O nedenle çok büyük bir laf olur. Bursa’yı Bursa yapan değerler çok çeşitli ve zengin. Hakkında bu kadar çok araştırma yapılmış olmasına rağmen halen gizemli yanı çok.

Yeni çalışmalarınız var mı?
Çalışmalar bitmez, yazabildikçe, yazmaya devam edeceğimi düşünüyorum. Her şeyden önce Bursa kaynakçasını güncel tutmaya çalışıyorum. Benim için seyahatnameler çok enteresan, seyahatnameleri takip ediyorum. Geçenlerde, “Hannibal in Bithynia” diye bir piyes buldum. Ertan Akman’a verdim. Umarım, sahnelenir. Üç veya dört yıl oldu, Bursa gravür ve minyatürleri ile ilgileniyorum. Son aşamada, yakında yayınlanmasını umuyorum. Tabii yayın aşaması zor, sizin heyecanla emek verdiğiniz bir konuyu, yayıncı ekonomik yatırım için uygun olup olmadığı açısından değerlendiriyor. Kaç tane satar diye düşünüyor. Zaten araştırmacının verdiği emek ve harcadığı zamanın, olası harcamalarının hiçbir değeri yok. Her konuda olduğu gibi emek sömürüsü had safhada. Kurumsal destek olmasa kitapların büyük bir çoğunluğu yayınlanamaz.

ESKİ BURSA SİLUETİNİ KAYBETTİK!

Popüler tarihi konuşurken kentin popüler silueti hakkındaki düşüncelerinizi de merak ediyorum. Restorasyon dışında, geleceğin Bursa’sında yeri olacak bir yapı gözünüze çarpıyor mu?
Mimar ya da şehir plancı değilim. Bu nedenle sokaktaki vatandaş olarak, eski Bursa fotoğrafları üzerinden düşüncelerimi dile getirebilirim. Eski Bursa fotoğrafları ya da daha geriye gidersek gravürlerde, kentin siluetini, Osmanlı döneminde yapılan anıtsal yapılar belirliyor. Çünkü kentin en yüksek yapıları. Bu onları daha da görkemli kılıyor. Ama bugün selatin camilerinin apartmanların arasında kaybolduğunu görüyoruz. Maalesef o silueti bugün kaybettik. Bence Bursa’yı 70’den sonra başlayan apartmanda oturma merakı bu hale getirmiş. İlk apartmanlara taşınanlar zenginler, şimdi onlar eskiden beğenmeyip taşındıkları bahçe içinde 2 katlı evlerde oturuyorlar. Hızla artan nüfus ve göçün dikey yapılanmayı dayattığı gerçeğini görmezden gelemeyiz ama kenti bu denli nefes alamaz hale getirme gayretini anlamak mümkün değil.

Nezaket Özdemir kitaplığı:

1-Bursa Bibliyografyası. Bursa hakkındaki ilk çalışmam. 1998/ 244s.

2-Bursa kaynakçası: En uzun soluklu ve halen devam eden bir emek ürünü. 2011/ 1070s.

3-Bursa Kent Rehberi=Bursa Touristic City Guide./ Bu çalışmayı bir turizm hizmeti olarak değerlendiriyorum. 2007 / 136s.

4-Çekirge Köşkleri. Kendi mahallemi anlattığım, ilk yerel tarih çalışmam. 2007/ 207s.

5-Cumhuriyet Çocuklarının Diliyle; Bursa’nın Anısal Tarihi. / Bursa’nın Cumhuriyet dönemine ışık tutmaya çalıştığım yerel tarih çalışması. 2009/352s.

6- Ulusal Basında Atatürk’ün Bursa Gezileri: Atatürk 18 kez Bursa’yı ziyaret etmiştir. Ama Atatürk ve Bursa konusu yeterinde etüt edilmemiştir. Bu çalışma, Atatürk ve Bursa üzerine ikinci çalışmam. Yapmak istediğim bir çalışma daha var. 2013/ 432s.

Eski harfli Türkçe’den günümüz diline uyarlamalar.

Ömer Subhi Bey’in Bursa Seyahati: 1862 yılında Bursa kent planını hazırlayan Ömer Subhi Beyin, Bursa anıları. 2008/87s.

Yüzyıl Önce Bisikletle Bursa- Günümüz diline uyarlamasını yaptığım bir seyahatname. 1900’lerin başında Bursa’yı bisikletle gezen Ahmet Tevfik bey’in maceraları. Çok şanslı bir kitap oldu. Bu kitaptan esinlenerek, 2010 yılından bu yana, Ahmet Tevfik Bey’in güzergâhında her yıl bir bisiklet turu düzenleniyor. 2007/ 128s.

Bursa Seyahati:1920 Yılında Atatürk’ün ilk Bursa Gezisi sırasında, İstanbul’dan ona bağlılık ve şükranlarını sunmak üzere Bursa’ya gelen 427 öğretmenin Bursa’da geçirdikleri günleri anlatan seyahatname.2008/ 70s.

1896 Baharında Bursa: Günümüz diline uyarlamasını yaptığım bir seyahatname. Ahmet Vefik Paşa’nın torunu Fatma Fahrünnisa Hanım’ın gözünden Bursa betimlemesi. 2011/133s.

Bursa ve Civarı; Resimli Gezi Rehberi: Bursa için hazırlanan ilk turizm rehberi.2011/78

Mahir Bora Kayıhan

1997 yılından beri basın sektörünün birçok iş dalında görev aldım. Daha çok dergicilik konusunda görev aldığım sektöre 2014 yılından beri grafiker olarak da hizmet ediyorum. Üretmeyi, ürettiğini paylaşmayı seven biriyim. Çevremde bana “fikir adamı” derler, iyi bir fikrin tüm hatalarıyla sahiplenilip büyütülmesinden yanayım. Fikirleri severim…

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıklayın