BEATPAZARI Handan Can LİSTELER

Yaşama pratiğine dair 1

Onunla ilk kez ne zaman karşılaştığımız hatırlamıyorum. Öylesine bir bakıp geçmişim. Anlık bir kıpırtı yaratmıştı içimde… Kafam çok meşguldü o sıralar… A ile aram pek de iyi değildi; onu seviyor muydum, yoksa sevmiyor muydum? Ayrılırsak başkaları yeni birileri olur muydu ilgimi çeken, peki ya istediğim gibi birileri olmazsa? Şimdi anlamsız gelen bir dizi düşünce, kafamda adeta düşünce baloncukları ile dolaşıyordum. Doluya koysam olmuyor, boşa koysam yine olmuyordu. Aslında onu seviyordum, yok artık sevmiyordum, ama onu seviyor olmalıydım; hatta emindim. Peki ama o zaman ona karşı olan hislerimdeki bu karşıklık neyin nesiydi? Sanki gözleri yeni açılmış ve her şeyi yeniden anlamlandıran bir ergen gibi herşeyi sürekli eleştiriyor, yerden yere vuruyordum onu. Başımda sürekli bir ağırlık, içimde bitmeyen bir yorgunluk, kendimi zor taşır hale gelmiştim. Her zamanki bıkkınlık hissi, o hiç geçmeyen iç sıkıntısı, yine gelmişti. Ve artık bir türlü geçmek bilmiyordu.

Neyse ki A ile aram düzeldi de böylece bitmek tükenmek bilmeyen sorulardan ve hiç uymayan cevaplar aramaktan bir süreliğine de olsa kurtulmuş oldum. Bir süreliğine diyorum, çünkü sürekli kurtulmanın olanağı yoktu. İç huzuru devamlılık gösterir miydi hiç?

Kısa da olsa çok hoş günler geçirdim. Okula gitmek, gelmek, yemek yemek, kitap okumak, uyumak, kısacası yaşamak keyifliydi. Başkaca özel bir şeye gerek yoktu. Okuldan çıkınca eve geliyor, kitaplarıma gömülüyordum. Farklı dünyalara macera dolu bir yolculuktu benimki…Diğer günlerde ise arkadaşlarla buluşuyor, güzel vakit geçiriyorduk. A ile ise artık hergün değil, haftada bir ya da iki gün görüşüyorduk. Böyle daha iyiydi herşey.. Mutluydum!..

Mutluydum mutlu olmasına, ama derken bir sabah o bunaltı bir kez daha geldi, bu kez beni otobüste yakaladı. Yine göğsüm daralıyor, boğazım tıkanıyordu. İyice bunalmıştım, adeta patlamak üzereydim ve ne yapacağımı bilemez bir haldeydim. Her şeyi kaldırıp atmak istiyordum üzerimden ve sadece rahatlamak… Ona ikinci kez orada rastladım. Ancak öyle kafam karışık, içim o kadar sıkkındı ki, kendimle boğuştuğum o anda onu ikinci kez görmüş olduğumu ancak şimdi geriye dönüp baktığımda hatırlıyorum.

Sonunda yürümedi, A ile ayrıldım, F ile tanıştım, M’yi ve diğerlerini tanıdım.Alfabedeki sıralamaya uygun bir düzende gerçekleşmedi elbette onlarla tanışmam.. Yeni kitaplar edinip dizi dizi sıraladım, yeniden bir program yaptım kendime…Yapacak ne çok şey, okunacak ne kadar çok kitap vardı.. Hayat bir kez daha dopdolu uzanıyordu önümde. İçim neşe doluydu. Bu sefer kararlıydım, her gün Almanca çalışacak, günde bir iki saat aldığım kitapları okuyacak, düzenli spor yapacak ve de seramik kurslarına gidecektim. Her şeyi planlamıştım. Bu kez hiç bir şey sırtımı yere getiremezdi. Planım basitti. Sıkılmaya, sıkıldığımı düşünmeye vaktim olmayacaktı; her şey aynılaşmayacaktı, bu kez izin vermeyecektim bu kez. Her şeyin aynılaştığını fark edecek kadar zamanım olmayacaktı. Ya da ben öyle sanmıştım.

Bir süre her şey iyi gitti yine. Epeyce kitap okudum. Almanca gramer bilgisi olarak artık tamamdı. Sırada Almanca konuşma pratiği vardı. Seramik kursu da gerçekten çok verimli geçmişti, seramikten yaptığım ufak heykelciklerin sayısı giderek artmaya başlamıştı. Sonra mı? Sonrası yok. Dizi dizi kitaplar bir köşede kalakaldı. Almanca öğrenme heyecanım giderek azaldı. Dışardan gelen teklifler beni yine ayartmıştı.. Bir gün çay bahçesindeysek, diğer gün ise birahanedeydik. Araya giren sinema, tiyatroyu ise hiç saymıyorum. Güzeldi her şey, ama bir anlamı yoktu; her şey birbirini tekrarlıyordu işte o kadar..Eğleniyorduk sadece, bu da eğlenmekse…

Devam edecek…

Etiketler